Karun Kadar Zengin Deyiminin Kökeninde Lidya Kralı Kroisos VarSağlık
Sağlık· Manisa· Hazırlayan: TAMGA Haber Merkezi· İlk yayın:

Karun Kadar Zengin Deyiminin Kökeninde Lidya Kralı Kroisos Var

Türkçede bir kişinin hayal edilemeyecek kadar zengin olduğunu anlatmak için sıkça "Karun kadar zengin" ifadesi kullanılır. Bu deyimin kökeninde efsanevi bir masal kahramanı değil, gerçekten yaşamış, başkenti bugünkü Manisa'nın Salihli ilçesi yakınlarındaki Sardes olan Lidya Krallığı'nın son hükümdarı Kroisos (Batı kaynaklarında Krezüs) bulunur. Kroisos, MÖ 560-546 yılları arasında tahtta kalmış ve krallığını gücünün ve zenginliğinin doruğuna taşımıştır.

Kroisos döneminde Lidya, hem verimli ticaret yollarının kesişim noktasında olması hem de Sardes yakınından geçen Paktolos (bugünkü Sart Çayı) suyundaki altın tozu sayesinde büyük bir refaha kavuşmuştur. Antik tarihçi Herodotos'un aktardığına göre, Kroisos Batı Anadolu'daki Yunan şehir devletlerini egemenliği altına almış ve devletinin sınırlarını genişletmiştir. Bu ekonomik güç, Sardes'i döneminin en görkemli başkentlerinden biri hâline getirmiştir.

Kroisos'un tarihe geçen en somut mirası, para basımındaki yeniliğidir. Kendisinden önce babası Kral Alyattes döneminde Lidyalılar, altın ile gümüşün doğal bir alaşımı olan elektrondan sikkeler basmışlardır; bu, bilinen ilk metal para uygulamalarından biri kabul edilir. Kroisos ise bu alaşımı bırakarak saf altın ve saf gümüşten, standart ayarda ve genel dolaşıma yönelik ilk gerçek sikkeleri bastırmıştır. Bugün nümismatik literatüründe "kroiseid" olarak anılan bu sikkeler, çift maden (bimetalizm) sistemine dayalı para düzeninin başlangıcı sayılır ve antik dünyada ticareti derinden etkilemiştir.

Kroisos'un zenginliğine dair en çok anlatılan hikâyelerden biri, Atinalı yasa koyucu Solon'un Sardes'e yaptığı ziyarettir. Herodotos'un aktardığına göre Kroisos, hazinelerini gezdirdiği Solon'a dünyanın en mutlu insanının kim olduğunu sormuş, kendisinin adının söylenmesini beklerken Solon ona hiçbir insanın hayatı sona ermeden mutlu sayılamayacağını anlatan bir yanıt vermiştir. Bu anekdotun tarihsel kronolojisi bazı modern tarihçilerce tartışmalıdır; zira Solon'un Atina'daki reformlarının ve söz konusu on yıllık seyahatinin, Kroisos'un tahta çıkışından önceki bir döneme denk geldiği ileri sürülmektedir. Bu nedenle görüşmenin gerçekliği yerine, döneminin edebiyatında Kroisos'un zenginliğini ve kibrini konu alan ahlaki bir anlatı olarak değerlendirilmesi daha isabetlidir.

Herodotos'un anlatımına göre Kroisos, doğuda yükselen Pers gücüne karşı sefere çıkmadan önce Yunanistan'daki Delphoi (Delfi) kehanet ocağına elçiler ve olağanüstü değerde altın ile gümüş hediyeler göndererek fikrini sormuştur. Kâhinden aldığı yanıt, "Kroisos Halys Nehri'ni geçerse büyük bir imparatorluğu yıkacaktır" şeklinde yorumlanmış; ancak kehanetin kastettiği büyük imparatorluğun kendi krallığı olduğu, yalnızca savaş sonrasında anlaşılabilmiştir. Bu anlatı, antik dünyada kehanetlerin çok anlamlılığına ve Kroisos'un aşırı özgüvenine dair klasik bir örnek olarak tarih yazımında sık sık anılır. Nitekim MÖ 546 yılında Pers Kralı II. Kyros'un ordusuyla giriştiği savaşı kaybeden Kroisos, Sardes'in düşmesiyle esir alınmıştır. Herodotos'un anlatımına göre, yakılmak üzere bir odun yığınının üzerine çıkarılan Kroisos, alevler yükselirken Solon'un sözlerini hatırlayarak onun adını haykırmış; bu sözleri merak eden Kyros'un araya girmesiyle hayatı bağışlanmıştır. Bu anlatı da tarihsel bir tanıklıktan çok, antik dünyanın kader ve gurur üzerine kurulu öğretici hikâye geleneğinin bir parçası olarak okunmalıdır.

"Karun" adının Kroisos ile özdeşleştirilmesi ise ayrı bir tartışma konusudur. İslam kaynaklarında ve Kur'an'da adı geçen Karun, doğu toplumlarında efsanevi zenginliğiyle anılan bir figürdür ve bazı popüler kaynaklar bu ismi, ses benzerliği ve efsanevi servet motifi üzerinden doğrudan Kroisos'a bağlar. Ne var ki TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Kârûn" maddesine göre bu özdeşleştirme kesin bir tarihsel tespit değildir; Kroisos ile Kârûn'un yaşadıkları coğrafyaların farklılığı ve efsanevi zenginlik dışında somut bir ortak noktanın bulunmayışı, bazı araştırmacıları Kur'an kıssasının kaynağı olarak Tevrat'ta Hz. Musa'ya karşı çıkan Korah (Karah) adlı şahsiyete yönlendirmektedir. Bu nedenle Karun-Kroisos bağlantısı, kesin bir tarihî gerçeklikten çok, yüzyıllar içinde Doğu ve Batı anlatı geleneklerinin iç içe geçtiği bir halk hafızası ürünü olarak görülmelidir.

Bu belirsizliğe rağmen deyim, dilde kalıcı bir iz bırakmıştır. Türkçedeki "Karun kadar zengin" ifadesinin bir benzeri Fransızcada da "riche comme Crésus" (Kroisos kadar zengin) biçiminde yaşamaktadır; bu da Kroisos'un servetinin, Doğu ile Batı kültür dairelerinde ortak bir zenginlik simgesine dönüştüğünü göstermektedir.

Kroisos'un hükümdarlık ettiği Sardes, bugün Manisa'nın Salihli ilçesi sınırlarında hâlâ ziyaret edilebilen bir ören yeridir; kentin kuzeyindeki Bin Tepe nekropolünde ise babası Alyattes'e ait olduğu kabul edilen dev tümülüs bulunmaktadır. Böylece günlük dilde sıradanlaşmış bir deyimin izini sürmek, ziyaretçiyi doğrudan Manisa topraklarındaki somut bir tarihe götürmektedir.

İlgili yazılar

Kaynakça

Görsel: Jastrow · CC BY 2.5 · Wikimedia Commons

PaylaşXWhatsAppFacebook