GundemManisa Tarzanı Ahmet Bedevi: Spil Dağı'nı Yeşile Boyayan Adam
Eteklerinde Niobe efsanesinin geçtiği Ağlayan Kaya'nın yer aldığı, mitolojiden bu yana Manisa'nın kaderiyle iç içe geçmiş Spil Dağı'nın yamaçlarında, geçen yüzyılın ortasında sadece bir şort giyerek yıl boyu doğada yaşayan bir adam vardı. Halkın "Manisa Tarzanı" diye andığı bu adamın asıl adı Ahmet Bedevi'ydi ve o, kentin bugünkü yeşil örtüsünün en önemli mimarlarından biri olarak hafızalara kazındı. Onun hikâyesi, tek bir insanın kararlılığının koca bir dağın manzarasını nasıl değiştirebileceğinin de bir kanıtı sayılır.
Kaynaklara göre Ahmet Bedevi 1899 yılında, bugünkü Irak sınırları içinde Bağdat'a yakın Samarra çevresinde doğdu ve Irak Türkmenleri arasından geldiği kabul edilir. Birinci Dünya Savaşı yıllarının ardından Türk Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve bu hizmeti karşılığında kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı; bu madalya türü, cephede fiilen görev almış asker ve sivillere verildiği için Ahmet Bedevi'nin savaşın en zor günlerinde bizzat cephede bulunduğuna işaret eder. Savaş bittiğinde memleketine dönmek yerine Anadolu'da, özellikle de Manisa'da kalmayı seçti; kentte kimsesi olmamasına rağmen burayı ikinci vatanı belledi.
Kurtuluş Savaşı sırasında büyük ölçüde tahrip olan Manisa'nın ormanlık ve bağlık-bahçelik çevresi, Ahmet Bedevi'yi derinden etkilemişti. 1933 yılında belediyenin bahçıvan yardımcısı kadrosuna girdi; kayıtlara göre aylık otuz lira maaş aldı ve bu küçük geliri dahi sıklıkla yoksullara dağıttı. Onun için asıl mesele kişisel kazanç değil, savaşın kül ettiği yeşili yeniden kente kazandırmaktı; bu amacı, hayatının geri kalanının tek gündemi hâline geldi.
Sonraki yaklaşık kırk yılını Spil Dağı'nın sarp kayalıkları arasına kurduğu, bazı kaynaklarda "Topkale" olarak anılan küçük bir kulübede geçirdi. Battaniyesi ve yastığı yoktu; tahta bir sedirde eski gazetelerin üzerinde uyur, kışın da yazın da soğuk suyla yıkanırdı. Yıl boyunca üzerinde yalnızca bir şort bulunur, dağda sade ve çileci bir yaşam sürerdi. Bu alışılmadık hayat biçimi, kısa sürede Manisa'da bir efsaneye dönüştü ve şehir merkezinden gelip onu dağda ziyaret edenler oldu. Aktarılan bir anıya göre, yaz-kış aynı şort ve lastik pabuçlarla dolaştığı bir gezisinde Konya'daki Mevlâna Müzesi'ne bu kılıkla girmek isteyince kapıdaki görevli önce onu içeri almak istememiş; bunun üzerine Ahmet Bedevi, kapıya yazılı "Ne olursan ol gel" sözünü göstererek görevliyi mahcup etmiş ve içeri buyur edilmiş.
Ahmet Bedevi, vaktinin büyük bölümünü Spil Dağı'nın yamaçlarına ve Manisa'nın yangınlarla zarar görmüş bölgelerine fidan dikmeye ayırdı; yıllar içinde binlerce ağacı toprakla buluşturduğu aktarılır. Bugün Spil Dağı'nın 22 Nisan 1968'de millî park ilan edilen yeşil dokusunun temelinde, onun onlarca yıl süren bu sabırlı emeği bulunur. Modern çevre bilincinin Türkiye'de henüz yerleşmediği bir dönemde tek başına sürdürdüğü bu mücadele nedeniyle, ülkenin ilk çevrecilerinden biri olarak anılır.
"Manisa Tarzanı" adı, 1934 yılında Manisa sinemalarında gösterilen bir Tarzan filminin ardından halk arasında yayıldı. Üstsüz ya da yalnızca şortla dolaşan, kayalıklar arasında çevik hareket eden Ahmet Bedevi'nin görüntüsü, izleyicilerin zihninde perdedeki karakterle örtüştü ve lakap zamanla gerçek adının önüne geçti; kendisi hayattayken bile artık çoğu kişi için o, yalnızca "Tarzan"dı.
Ahmet Bedevi'nin sonu da adadığı davayla ilişkilendirilir: bir seyahatten döndüğünde emek verdiği ağaçların bir bölümünün kesildiğini görünce büyük bir üzüntü yaşadığı ve kalp rahatsızlığı geçirdiği aktarılır. 31 Mayıs 1963'te, 64 yaşındayken Manisa'da hayatını kaybetti. Bugün de her 31 Mayıs'ta Çatal Asri Mezarlığı'ndaki kabri başında, Manisa Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ile dağcılık ve doğa kulüplerinin katılımıyla anma programları düzenlenmekte, mezarına karanfil bırakılmaktadır.
Vefatının ardından Manisa'da kendisine heykeller dikildi; bunlardan biri, dönemin belediye başkanı Adil Aygül zamanında heykeltıraş Cengiz Sevener'e yaptırılan, elinde bir fidan tutan iki metrelik bronz heykeldir ve kendi ağaçlandırdığı Fatih Parkı'ndaki bir havuzun üzerine kurulan üç metrelik kaideye yerleştirilmiştir. Hayatı, 1994 yılında yönetmen Orhan Oğuz'un çektiği ve Talat Bulut'un başrolünü paylaştığı "Manisa Tarzanı" filmiyle beyazperdeye taşındı; senaryosunu Nuray Oğuz'un yazdığı film, o yıl Türkiye'nin Oscar adaylık başvurusunda yabancı dil filmi kategorisinde aday gösterildi, ancak Akademi tarafından adaylığa kabul edilmedi. Şair Sunay Akın da "Onlar Hep Oradaydı" adlı kitabında ona bir bölüm ayırdı. Adı bugün Manisa'da çevre bilinciyle özdeşleşmiş durumdadır; Spil Dağı'na çıkan her ziyaretçi, aslında onun onlarca yıl önce tek başına sürdürdüğü emeğin gölgesinde yürümektedir. Kentin farklı kuşakları için Ahmet Bedevi, yalnızca sıra dışı bir yaşam biçiminin değil, doğaya karşılıksız emek vermenin de bir simgesi olarak anlatılmaya devam ediyor.
İlgili yazılar
Kaynakça
- T.C. Manisa Valiliği — Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi
- Wikipedia (EN) — Tarzan of Manisa
- Hürriyet — Arşiv Balıkçısı: İstiklal Madalyalı Tarzan
- Vikipedi (TR) — Manisa Tarzanı
- Milliyet — Yunan'ın yaktığını tek tek yeşertmiş
- Wikipedia (EN) — Tarzan of Manisa (film)
- Turgutlu Yankı — Manisa Tarzanı Ahmet Bedevi dualarla anıldı
Görsel: Koray · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons