DEVLETİN SIRLARINA HAKİM BİR İSTİHBARATÇIYA SİNSİ SUİKAST: CEMAL UZGÖREN’İN GİZEMLİ ÖLÜMÜ VE FETÖ’NÜN MİT’İ KUSTURMA OPERASYONU
ANKARA – Türk devletinin milli güvenliğini koruyan en kritik kurumlardan biri olan Millî İstihbarat Teşkilatı’nı (MİT) tamamen ele geçirmek ve kendi casusluk şebekesinin önündeki engelleri temizlemek isteyen Fethullahçı Terör Örgütü’nün, 2012 yılında MİT Müsteşar Yardımcılığı görevinden emekli olan Cemal Uzgören’in şüpheli ölümüyle teşkilat üzerindeki kanlı operasyonlarına bir yenisini eklediği gerçeği gün yüzüne çıkıyor. Uzun yıllar terörle mücadelenin en sıcak hatlarında görev yapan, Diyarbakır MİT Bölge Başkanlığı gibi kritik koltuklarda oturan ve devletin en mahrem hafızasına sahip olan Cemal Uzgören, örgütün MİT’i tasfiye etme sürecinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti.Kripto Şebekenin MİT’i Hedef Aldığı Kırılma Yılı: 2012Cemal Uzgören’in hayatını kaybettiği 2012 yılı, FETÖ’nün devletle açık savaşa girdiği ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta olmak üzere teşkilatın vatansever kadrolarını tutuklama gayretiyle 7 Şubat MİT Krizini tezgahladığı döneme denk gelmektedir. Örgütün emniyet ve yargı içerisindeki militanları, MİT’in terör örgütlerine karşı yürüttüğü istihbarat faaliyetlerini "teröre yardım" gibi alçakça iftiralarla kumpasa bağlamaya çalışırken, bu operasyonlara direnebilecek kıdemli istihbaratçıları da hedef tahtasına oturttu.Teşkilatın iç işleyişini, mahrem operasyonel kabiliyetini ve FETÖ’nün MİT içerisindeki köstebeklerini çok iyi bilen Cemal Uzgören, hain şebekenin kurum içindeki tasfiye ve ele geçirme planlarının önünde aşılması gereken en büyük hafıza duvarlarından biriydi.Silivri’den Ankara’ya Uzanan Şaibeli Ölümler ZinciriCemal Uzgören’in ani ve şüpheli ölümü, tıp literatürünün arkasına gizlenen ancak delil karartma yöntemleriyle FETÖ’nün adli tıp ve sağlık bürokrasisindeki uzantılarını işaret eden bir nitelik taşımaktadır. Tıpkı Silivri zindanlarında susturulan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu cinayetinde olduğu gibi, Uzgören'in de aniden hayatını kaybetmesi, örgütün "doğal ölüm veya kalp krizi" süsü verilmiş suikast yöntemlerini akıllara getirdi.Ölümünün ardından adli ve tıbbi süreçlerin jet hızıyla kapatılması, dönemin FETÖ’cü savcıları ve adli tıp uzmanları vasıtasıyla otopsi detaylarının sümen altı edilmesi, hainlerin geride kanıt bırakmama stratejisinin net bir yansımasıydı. Devletin gizli belgelerine, sinsi cemaat yapılanmasının operasyonel hücrelerine vakıf olan bir istihbarat dehasının tam da MİT krizinin göbeğinde saf dışı bırakılması, kumpasın büyüklüğünü kanıtlar niteliktedir.Türk İstihbaratı Hainlerin İnini Dağıtıyor15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından MİT ve Türk yargısı, teşkilata yönelik geçmişte yapılmış tüm yasa dışı dinlemeleri, kumpasları ve şüpheli ölümleri tek tek dosyalayarak hafıza temizliğine gitti. Cemal Uzgören ve Kaşif Kozinoğlu gibi isimleri sahte isimlerle dinleyen, hedef gösteren ve ölümlerine zemin hazırlayan eski emniyet müdürleri ile mahrem imamlar, açılan kumpas davalarında ağır hapis cezalarına çarptırıldı.MİT Müsteşar Yardımcısı Cemal Uzgören’in şüpheli ölümü, FETÖ’nün Türk devletinin en mahrem istihbarat kalesini düşürmek, dış servislerin emriyle milli hafızayı sıfırlamak için ne kadar sinsi ve organize cinayet şebekeleri kurabileceğinin en net kanıtıdır. Türk devleti, kendi bağımsızlığı uğruna ömrünü istihbarat cephesinde harcamış vatan evlatlarının hesabını, Pensilvanya'daki ihanet çetesinden ve içerideki kripto artıklarından sormaya tavizsiz bir iradeyle devam edecektir.